Koşuşturmacanın Ötesi: Bir Annelik Günlüğü

Kaosun İçindeki Melodi: Bu Günlükler Ne Kadar da Doğruymuş

Bazen düşünüyorum da, bu anne olan kadınlar ne kadar da benzer deneyimler yaşıyor. Sanki görünmez bir kardeşlik bağıyla birbirimize bağlandık. O ya da bu, sabah altıda gelen o tiz çığlığın sebebi neydi? Yoksa dün geceki beklenmedik "oyuncakla olan ölümle burun buruna gelme" seansından mı kaldı? Herkesin kendi küçük, kaotik sahnesi var sanki ve bazen bütün bu günlüklerimizi okuyunca diyorum ki, "Aaa, demek yalnız değilmişim." İşte bu yüzden buradayım sanırım; ortak bir nefes alma noktası bulmak için.

Bu yazıyı özellikle de "herkesin kendi macerası var" hissiyatıyla kaleme alıyorum. Çünkü bu anne olmak denen şey, tarif edilemeyecek kadar değişken bir sanat eseri gibi. Bir gün her şey yolunda gider gibi gelir; bütün doğal beslenme denememiz mükemmel olur, oyuncağımız kendi kendine eğlence üretir ve uyku saati denen o mucize gerçekleşmeye yakındır. Ertesi gün ise, sanki bütün gezegenlerimizi tersine çevirmişiz gibi gelir. Sabah kahvaltıyı yaparken bile, biri yere bütün tahınları dökerken diğerinin bir sonraki yaratıcılık eseriyle onu kedi gibi kemirmeye başlamasıyla gün başlıyor. Benim çılgın ikilim de bu ritimde yaşıyor şu an.

O Ev Yapımı Oyuncaklar ve Sonsuz Yeniden Doğuşları

Geçen hafta, o eski mutfak eşyalarından bir sürü parçayla ortaya çıkardığımız kule vardı ya? Çocuklar ilk başta bunu "inanılmaz bir sanat eseri" olarak beğenmişlerdi. Saatlerdir o kuleye tapıyorlardı. Gözlerimle izliyordum, sanki küçük mimarların dehasını yaşıyorduk. Ta ki üçüncü yaş macerası başlamadı. O kule, bir anda vücut bulmuş canavarların sindirim sistemi olmuş ve her iki küçük mucit, o sistemin içinde gezmeyi kararlaştırmış.

İşte bu geçişler... Bu benim için de bir tür sabır egzersizi sayılır artık. Eskiden düşündüğüm o kusursuz, yetişkin dünyasının akışı tamamen geçti benden. Şimdi benim görevim, bu kaosu yargılamadan kabul etmek ve ona en uygun tepkiyi vermek. Eğer o kule, bir anda ulaşılması gereken son kale olduysa ve benim görevim de onu çökmeden önce kurtarmaksa, o zaman rolüm bu. Bazen sadece nefes almak bile büyük bir başarı sayılır benim için.

Uyku Saatleri Mitosu ve Gerçeklik

Uykuyu bir hedef olarak görmek çok yanıltıcı. Sanki hepimiz o 'ideal uyku saati' denen bir tapınağa ulaşmaya çalışıyoruz. Ama buradaki gerçek şu ki, uyku saati gelmez; ya onu zorla başarırsın ya da o maceraya kendin dahil olursun. Benimle aynı gemide olanlar bilir; gece üçte gelen, "Anne bunu neden yapmıyorsun?" sorusuyla bütün dinlenme ritüelini parçalamak çok doğal bir süreç.

Bu deneyimleri paylaşmak güzel çünkü anlıyorum ki bu mücadele kişiye özel değil. Her anne, her sabah aynı mucizevi güçle yeniden başlıyor. Bu kaostan ibaret olsa da, bu küçük çılgınlıkların ortasında bulunan o saf sevgi hissi... İşte tüm açıklıkla bu, her şeye değer kılan kısım. Ve ben de benim küçük Bursa evimde, o melodiyi dinleyerek devam ediyorum.