---
title: "Kaosun İçindeki Senfoni: Üç Yaşlık İki Canavarımızla Bir Gün"
description: "Merhaba sevgili okuyucularım, Koşuşturmacanın Ötesi’nden hepinize kocaman bir selam."
date: 2026-11-02T19:24:43Z
updated: 2026-11-02T19:24:43Z
author: "Elifşan Aksoy"
site: "Koşuşturmacanın Ötesi: Bir Annelik Günlüğü"
language: "tr"
tags: ["annelik", "günlük-yaşam", "sabır", "çılgınlık"]
url: "https://uykuylaasztiyorum.nasilalinir.com/kaosun-icindeki-senfoni-uc-yaslik-iki-canavarimizla-bir-gun"
---

# Kaosun İçindeki Senfoni: Üç Yaşlık İki Canavarımızla Bir Gün

Merhaba sevgili okuyucularım, Koşuşturmacanın Ötesi’nden hepinize kocaman bir selam.

Bu yazıyı yazarken bile elimdeki kaşıkla saçımı karıştırıyorum gibime geliyorum. Eğer bu blogu okuyorsanız, büyük ihtimalle benimle benzer bir sürüklenmenin ortasındasınızdır; o mükemmeliyetçi, uykuyla pazarlık yapan ve her an yeni bir görev ortaya atan iki küçük enerji bombasıyla yaşayanlar. Benim üç yaşındaki bu benim "küçük maceracılarım" diye bahsettiğim iki canlım var. Onlar için bir gün, benim algıladığım dinginlik ve onların yaşayan gerçekliğindeki depremler arasındaki o ince çizgide geçiyor. Bazen düşünüyorum da, bizler bir anne olarak bu görevi üstlenirken aslında ne kadar büyük bir bilim projesini yürütmeye çalışıyoruz.

## Sabah Ritüeli: Dünya Doğuyor, Biz de Uyanıyoruz

Güneş doğmadan önce başlamak zorunda olan o sessizlik periyodu, benim için bir tür "acil durum hazırlık" süresi oluyor. Kahvemi alıp mutfağa geçtiğimde, sanki bir sonraki çılgınlığın alarmını kuruyorum. Sabah rutini dediğimiz şey, aslında bir tür çok aşamalı operasyonel komuta merkezi kurmaktan ibaret. Diş fırçalama töreni, giyinme maratonu ve ardından gelen "Ama annem, bu ayakkabının rengi gökyüzü mavisi değil mi?" sorusuyla zirveye ulaşan müzakereler... Burası Bursa’nın huzurlu bir sabahı olabilir, ancak bizim evimizde her zaman Bir sonraki Büyük Tartışma konusu vardır.

Geçen gün, kuru fasulye yapmaya karar verdim. Doğal beslenme yolunda küçük atılımlar yapıyoruz diye kendime teselli ediyorum. Oysa ki, iki tane üç yaşındaki eleştirmenle uğraşmak; bu fasulyenin kıvamı, tadı veya rengi hakkındaki onların mikro ifadelerini okumak… Bu da ayrı bir sabır egzersizi gerektiriyor. Sürekli reddetme, tadına bakma zorunluluğu ve ardından gelen "hayır bu soğuk" draması... Sanki onlar değil, benim yaptığım şefim gibi davranıyorlar ve beklentileri Everest Dağı’nı fethetmek kadar yüksek oluyor.

## Oyun Hamuru ve Büyük Felsefi Tartışmalar

Öğleden sonra geldiğinde, bu görevler daha çok "araştırma ve geliştirme" aşamasına geçiyor. Ev oyuncakları yapmaya takıntılı biriyim zaten, elimdeki malzemeden nasıl eğlenceli şeyler çıkaracağımızı görmek benim için de terapik bir süreç. Geçenlerde onlarla birlikte basit bir hamurla kale yapmaya karar verdik. Kendi kendime dedim ki, "Bu basit bir aktivite olacak." Yanılmışım. O kale, onların kağıt üzerindeki büyük sürgünleri, kraliyet ailesinin kaçış yolu ya da bir sonraki felaketin ilk belirtisi haline geldi.

Sohbetler de bu katlarda geçiyor. Onlar için hiçbir şey basit değil; her çöp parçası, düşen bir yaprak ya da pencereden görünen bulut bile derin bir felsefi tartışmaya dönüşebiliyor. "Bu bulut bizi Ay'a götürür mü?" ya da "Neden bisiklet çamurda gitti?" gibi sorular, benim tüm dünyama dair bilgi birikimimi sorguladığım anlar oluyor. Ve ben, bu küçük filozofların kurduğu bu evrende sadece bir dinleyici ve arada sırada gerekli olan malzemeyi sağlayan destek mekanizması oluyorum.

Ama bilin ki, bu kaotik düzende bir güzellik var. Bu gürültünün ardında, beni inanılmaz derecede gülümseten anlar saklı. Bir keresinde, bütün gün dağıttıkları oyuncaklardan oluşan bir dağınıklık ortasında, birbirlerine sarılıp bütün günkü macerayı yeniden yaşıyorlardı. O an düşündüm; bu kaosu, bu bitmeyen görevleri seviyorum. Bu koşuşturmaca, benim için sadece bir görev değil; o iki küçük kalp atışının en saf haliyle beni seçmesi.

Akşam olduğunda, yorgunlukla birlikte gelen o huzur dolu sessizlik… Bu sessizliğin hakkını verebilmek için bütün günkü direnci kaydetmek gerekiyor. Ve biliyorum ki, yarın sabah alarmımız yeniden çalacak ve bu güzel, yorucu oyunumuza kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Hepinize sabır dolu günler dilerim sevgili okuyucularım. Sevgiyle kalın.
