---
title: "Koşuşturmacanın Ötesi: Üç Yaşın Büyük Komedisi"
description: "Bugün sabah uyandım ve beni karşılayan manzara tam bir bilim kurgu filminin setine benziyordu. Saat altıydı ve benim iki küçük, üç yaşındaki savaşçımın…"
date: 2026-11-02T14:26:27Z
updated: 2026-11-02T14:26:27Z
author: "Elifşan Aksoy"
site: "Koşuşturmacanın Ötesi: Bir Annelik Günlüğü"
language: "tr"
tags: ["anneolmak", "gerçekler", "oyuncaklar", "sabır"]
url: "https://uykuylaasztiyorum.nasilalinir.com/kosusturmacanin-otesi-uc-yasin-buyuk-komedisi"
---

# Koşuşturmacanın Ötesi: Üç Yaşın Büyük Komedisi

Bugün sabah uyandım ve beni karşılayan manzara tam bir bilim kurgu filminin setine benziyordu. Saat altıydı ve benim iki küçük, üç yaşındaki savaşçımın operasyonu başlamıştı. Bir yanda yere serilmiş renk cümbüşü yaratan, bütün soyunma odasını tiyatrolarına çevirmiş olan kırmızı bir kurtulmuş araba, diğer yanda ise üzerine düşmüş ve kararlılıkla 'Hayır!' diye bağıran o minik ayaklar. Bursa’nın bu sabah sakinliğine rağmen, bizim evimizde tam bir hareketlilik tufanı vardı. Bu kaosa adapte olmak, sanki vücudumun ikinci bir bilinçaltı gibi buna cevap vermesi gerekiyor.

Geçenlerde doğanın bize sunduğu basit malzemelerle birkaç oyuncak yapmaya karar vermiştim. Bir de onlara uygun, onlar için tasarlanmış gibi hissettirecek bir şeyler bulmak gerekiyordu. İşte bu noktada, sabahın o ilk enerjisiyle dolmuş bu iki küçük yaratık ortaya çıkıyor ve en iyi eleştirmenlerim oluyorlar. Arabanın tekerlekleri mi olması gerekiyordu, yoksa o kumaş parçasıyla taklit ettikleri uzay gemisi mi? Onların dünyasında bu kurallar çoktan değişmiş durumda. Ben sadece, "Tamamdır kaptanlar, yolculuk başladı," deyip ardından gelen o yıkım tufanına hazırdım.

## Evdeki Kaosun Detayları

Bu yaşlar, inanılmaz bir fiziksel ve duygusal enerji patlaması yaşıyor. Sanki her hücreleri, dünyayı fethetmeye kararlı üç yaşındalar. Bu fetih hareketlerinin medyaya yansıyan o 'mükemmel aile kareleri'nden ne kadar uzak olduğunu anlatmak istiyorum. Benim günlüklerim, o filtrelerden tamamen arınmış, ham ve biraz da dağınık oluyor.

Bir önceki günlerde denediğim doğal beslenme maceramız vardı. Onların bu yeni gıdalara karşı verdikleri tepki... İşte o anlar benim en büyük sabır egzersizlerim oluyor. Bir sebzenin rengini, dokusunu ve tadını benim gibi kabul ediyorlar, ama bunu yaparken yüz ifadeleri sanki onlara dünyanın en büyük ihanetini yapmışım gibi. Oysa ben, bu değişimi geçirebilecekleri o ince eşiğin çok yakınında olduklarını biliyorum. Bu direnci kırmak, benim de o direnci gösterme sabrımı sınuyor.

Bunlar sadece oyun değil; bu, onların dilini öğrenme çabası. Bir öfke nöbeti bile onlar için bir iletişim biçimi, o bitmeyen koşuşturma ise öğrenme sürecinin parçası. Bazen bir ses tonuyla, bazen de yere atılan o plastik oyuncakla bana binlerce kelime söylüyorlar. Ve benim görevim, o bedenin dilini çözmek oluyor.

## ve Sonra... Sessizlik Arzusu

Günün o yüksek sesli çığlıklar, dönüşler ve bütün eşyaların yere düşüp bir sonraki maceraya hazırlandığı kısım vardı. Bu kaostan sonra gelen o beklenmedik dinginlik anları var ya, işte benim kurtuluşum da o. Akşam yorgunluğu çöktüğünde, bazen sadece birbirlerine yaslanıp o günkü maceranın özetini sessizce geçiştiriyoruz. O anlarda, tüm kaosun ortasında kurduğumuz bu küçük huzur sahnesine bakıyorum ve diyorum ki, "İşte bu benim maceram."

Bu anneliklik denen şey; bazen sadece hayatta kalma becerisi gerektiriyor, bazen de bu kaosu sevme gücü. Ve ben bunu öğrendim. Bu çılgınlık, benim en büyük komedim ve aynı zamanda en derin aşkım oluyor. Şimdi çayımı alıp, yarının operasyonel toplantısına hazırlanıyorum sanırım. Gündem yine: **Uyanma ve Oyun!**
