---
title: "Kurabiye Unu, Yapboz ve Hayatın Rastgele Dizilimi"
description: "Selamlar sevgili okuyucu ruhum. Koşuşturmacanın bu eşiğinde, yine bir gün daha geçti gitti. Eğer bu yazıyı okuyorsanız, büyük ihtimalle üçüncü torununuzu…"
date: 2026-11-02T21:05:42Z
updated: 2026-11-02T21:05:42Z
author: "Elifşan Aksoy"
site: "Koşuşturmacanın Ötesi: Bir Annelik Günlüğü"
language: "tr"
tags: ["annelik", "kaos", "sabır", "günlük-tutma", "bursa"]
url: "https://uykuylaasztiyorum.nasilalinir.com/kurabiye-unu-yapboz-ve-hayatin-rastgele-dizilimi"
---

# Kurabiye Unu, Yapboz ve Hayatın Rastgele Dizilimi

Selamlar sevgili okuyucu ruhum. Koşuşturmacanın bu eşiğinde, yine bir gün daha geçti gitti. Eğer bu yazıyı okuyorsanız, büyük ihtimalle üçüncü torununuzu edinmişsiniz demektir; yani o kaosu, karmaşayı ve üstesinden gelmenin getirdiği garip huzuru. Benim için her gün, tıpkı üç yaşındaki bu iki enerji topunun ajandası gibi; öngörülemez, bazen de tamamen anlamsız bir süreç. Ama bu ajandayı tutmanın ayrı bir sanatı var sanki.

Geçenlerde mutfakta, o bildiğiniz çocukların en sevdiği oyunlarla uğraşıyorduk. Bir tarafta, yeni denediğim tarif için hazırladığım, her şeyi içine katıp çıtır çıtır olması gereken o basit kuru kurabiyeler vardı. Diğer tarafta ise, yere düşen her şeyi bir sonraki maceranın malzemesi sayan iki küçük dehâ. Bir yandan hamurları yoğurmaya çalışırken, diğer yandan da onlar dünyanın en önemli keşfini yapmış gibi kuma düşen bir kurabiye parçasını alıp, onu "bilimsel deneyin kırıntısı" ilan ediyorlar. İşte o an, benim kafamdaki her şeyi bir kenara bırakıp sadece göreve odaklanıyorum.

Bu durum, beni hep o soyut kavram olan "rastgelelik" ile yüzleştiriyor. Hayat diyor ki, Elifşan; bütün bunlar bir amaca hizmet ediyor ya da etmiyor. Bir sonraki çıkacak olan bu kaotik girdinin, bir önceki girdiyle matematiksel olarak ilişkili olması gerekmiyor. Hiçbir mantık silsilesi yok. Sabah göz açıp kapayıncaya kadar sanki bir film çekiyormuş gibi başlıyor her şey. Bazen de bu rastlantısallık, bizi en iyi öğreten şey oluyor sanırım.

## Kontrolü Bırakmanın Gücü (veya Cesareti)

Biz yetişkinler, her şeyi bir düzene sokma ihtiyacı duyuyoruz. Bir plana bağlılık, bir tahminde bulunma arzusu... Ama üç yaşındaki bir çocuğun dünyasında plan diye bir kavram yok. Onun için bütün dünya, o anki duygu durumunun ve fiziksel gereksinimlerin birleşimidir. Bir anda tüm enerjisi düşüyor, sonra sanki yeni bir şarj almış gibi bağırmaya başlıyor. Bu ani geçişler, benim de o dinginliği bulmam gereken anlar oluyor belki de.

Bu beni zorluyor ama aynı zamanda besliyor da sanırım. O an, benim de nefes almam gerektiğini fark ediyorum. Eğer her şeyi kontrol altında tutmaya çalışırsam, bu iki küçük süper güç benim de üzerime çöker ve ben o kaosa yetişemez hale gelirim. O zaman, sadece sürükleniyorum. Bu sürüklenebilme hali, tahammülün en yüksek seviyesine ulaştığı an sanırım.

## Yeni Bir Dinamik Kuruluyor

İşte bu yüzden, o kusursuzca katlanmış her şeyden ziyade; kuru oyunun dağılmış hali, çay kaşığının ağzında kalan un parçası ve yerde yuvarlanan o küçük, çatlamış kurabiye tahmini benim için çok daha değerli. Çünkü bu parçalarla birlikte, yeni bir hikaye yazılıyor. Bu sabahki karışık melodi, akşamın dinginliğine ulaşmamız için gereken tüm girdileri içeriyor.

Ve biliyor musunuz, bu "rastgele" gibi görünen süreçler sonunda, bazen en lezzetli ve en gerçek olanı ortaya çıkıyor. O tahammülün ötesindeki o kabul hali... Sanırım anne olmanın da, bilimsel bir denklemin bilinmeyen değişkenini bulmaya çalışmaya çok benzediğini fark ediyorum. Ve o değişken, her seferinde farklı çıkıyor. Hep böyle.

Umarım sizin de gününüz böylesine anlamlı (ya da en azından yaşanmış) geçiyordur. Kocaman sevgilerle, Bursa'dan.
