Küçük Kaosların Büyük Bilgeler: Son Bir Haftanın Eskizleri
Bazen düşünüyorum da bu üç yaş macerası tam olarak ne böyle? Bir yandan da hayatın tüm büyük sorularını cevaplayan bir deney laboratuvarı gibi. Benim küçük maymunlarım var ya, onlar bu durumu tam olarak yaşatıyorlar sanki. Her gün aynı malzemelerle (benim sabrım, onların enerjisi ve Bursa'nın nemli havası) tamamen farklı bir kimya ortaya çıkıyor. Sanırım bu, kaosu sevme sanatıyla ilgili olmalı. Çünkü düzene sokmaya çalıştıkça onlar daha da dağılıyorlar, ama o dağılmışlık içinde beklenmedik bir güzellik bulabiliyorum.
Bu hafta da böyle geçti diyebilirim. Bir tür "ama da" halleri yaşandı; o çok, bu da olmuş. Bu yüzden geldim bu satırlara, sanki bir fotoğraf albümünün tozunu alıyormuşum gibi kendi küçük anlık görüntülerini özetlemek istedim. Belki de okuyan başka bir anne de "Evet ya, tam da bu benim de yaşadığım şey!" diyecektir.
Bu Haftanın Küçük Zaferleri ve Mikro Dramalarımız
Eğer bu bir bilimsel deney raporu olsaydı, büyük ihtimalle "Kontrolsüz Değişkenler Aşırı Belirlendi" diye bir not düşerlerdi. Ama biz anne olmanın o büyülü kısmını yaşıyoruz işte. İşte bu haftadan damıttığım, kahkahalarla gözyaşları karışmış birkaç olay:
- "Sihirli" Unutulmuş Kardeş: Dün öğleden sonra, yerde sürünen bilinmeyen bir kumaş parçası vardı. Benim için sadece kırışık eski bir battaniyeydi. Onlar ise onu, evrenin en önemli sırrını taşıyan, son derece değerli bir uzay gemisi olarak ilan ettiler. Bu durumu fark ettiğimde hissettiğim o anlık dehşet, "Bunlar bir şeyin varlığını bile sorgulamıyor musunuz mu?" diye soran bilinçli yetişkin olma hallerimle arasındaki uçurumu gösteriyordu. Ve tabii ki, görev tamamlandıktan sonra o battaniye yere atılmıştı; bütün bu kozmik yolculuk, ayaklar altındaki bir doku gibi sonlandı.
- Beslenme Ritüelindeki Devrim: Sebzeleri kabul etme süreci, bir masal anlatıcısının zorlu yolculuğuna benziyor. Havuçlar benim için "dengeli bir vitamin takviyesi" iken, onlar için o havuçlar başlangıçta "sert, sarı düşman"dı. Bu sefer denedim; havuçları sanki bir kahramanlık hikayesinin parçasıymış gibi sunarak (çok büyük ses tonuyla ve yüzünü benimle okuyormuşçasına), belki bu sefer kabul ederler. Sonuç mu? Direniş, ama en azından ilk başta direnç göstermediği için bu da bir ilerleme sayılır, değil mi? Sanırım mikro başarılar bunlar.
- Kendi Kendine Yapılan Oyunların Sonsuzluğu: Geçenlerde elime aldığım eski bir mukavva kutu vardı. Onlara bir şey yapım malzemesi olarak uzattığımda, ben sadece basit bir kap kullanılmış o düşüncesindeydim. Onlar ise onu; bunlar ayağımız, burası volkanik magma odası, şu köşedeki bu çöp parçası ise gizemli bir ejderha yumurtası ilan ettiler. Benim o kutuya bakışım ile onların ona yüklediği anlam arasındaki fark, tüm bilimin büyük buluşlarına benziyor. Sadece benim malzemelerim biraz daha organik ve hareketli.
Bunlar benim için sadece bir "günlük tutma" aktivitesi değil; bu, parçalanmış bilgiyi yeniden bütünleştirme çabası. Her kaotik sahne, benim için bir sonraki büyük kavrayışın tohumunu ekiyor gibi. Önemli olan, o kaosu yargılamamak ve onunla dans etmeyi öğrenmek sanırım. Ve bu yüzden, en büyük sabır egzersizim de aslında tam olarak onların yarattığı o küçük evrenlere ayak uydurmaya çalışmak oluyor.
Sevgi dolu, dirençli ve biraz dağınık bir dinginlikle öpüyorum.