Koşuşturmacanın Ötesi: Bir Annelik Günlüğü

#annelik

Kaosun İçinden Filtrelemek: Bu Haftanın "Tesadüfi" Başarılarım

Selamlar sevgili okuyucularım. Eğer bu satırlara kadar geliyorsanız, muhtemelen de benimle birlikte yaşam mücadelesi veren bu üç yaşındaki çılgınlarla kurduğum o ince, sabır gerektiren bağın farkındasınızdır. Bazen düşünüyorum da, bu annelik denen şey ya bir performans sanatı ya da tamamen doğaüstü bir sabır egzersizi. Her şey o kadar hızlı oluyor ki, bütün gün boyunca yaptığımız her şey ya bir felaketle sonuçlanıyor ya da dünyanın en büyük başarısı oluyor. İyi ki de bu maceranın içinde sürüyorum benimle birlikte.

Bu hafta da öyle günler geçirdim doğrusu. Sanki her gün, vücudumun bütün hücreleri aynı anda farklı bir görev üstlenmeye zorlanıyor. Öyle anlar oluyor ki, sanki bilerek de bu kaosu yaratıyorum istiyorum diyordum gerçi. Ama sonra o küçük ellerle bana sarılıyorlar ya da beklenmedik bir anda inanılmaz bir şeyi başarıyorlar ya da ben de basit bir şeye çözüm buluyorum ya, bütün bu karmaşa anlam kazanıyor.

Bu yüzden bugün, bilinçli olarak "başarılı" olduğumu iddia edeceğim birkaç küçük anımı maddelemek istedim. Bunlar büyük, hayat değiştiren olaylar değil; bunlar sadece Bursa'nın bu eşikteki bir anneye ait, günü kurtaran mikro olaylar. Eğer siz de benim gibi bu kaotik döngüde kayboluyorsanız, belki kendi küçük zaferinizi bulmanız için buradayım diye düşündüm.

Hiçbir Kitaba Bağlayamadığım Mucizelerim

Bu başarılar, hiçbir akademik makaleye ya da çocuk gelişimi kitabına sığdırılamaz. Bunlar, sadece gözlemle geliştirilen bir içgüdü meselesi benim için.

  • Mutfak Kaosu Yönetimi: Dün öğleden sonra mutfakta tam bir savaş vardı. Her yere saçılmış tahıllar, yarı dolu bardaklar ve benim "bunun nasıl oldu da buraya geldi?" dediğim bir sürü küçük kazı. Bunları ayıklamak yerine, üç yaşındaki çocuğumun gözünden bu dağın bir "sanat eseri" olduğunu kabul ettim ve onu temizleme sürecinin bir parçası haline getirdim. Sonuç: hem temizlik oldu hem de o anlık, spontane bir oyun terapisi yaşandı.
  • Dilbilgisel Devrimler: Bu çocuklar bazen kelimelerin sınırlarını zorluyorlar. Bir nesnenin ismini bulamayınca, o anki duygusunu veya rengini birleştirip bambaşka bir şey uyduruyorlar. Bu hafta, benim hiç duymadığım ama mantık silsilesine oturtmaya çalıştığım üç yeni, kendi yarattıkları kelimeye denk geldim. Bunlar muhtemelen bizim ailemizin yeni terminolojisi oldu artık.
  • Doğal Malzemelerle Direnç Göstergesi: Bir keresinde, bütün gün yere düşüp yuvarlanan küçük ahşap parçaları vardı. Bunları toplamak yerine, onları bir araya getirip, sanki bütün bunlar bilinçli olarak yere dizilmiş gibi davranarak basit bir "engel parkuru" kurduk. Direnç gösterdiler, ben de onları motive ettim. Bu kadar basit bir şeyin yaratıcılığa dönüşmesi inanılmazdı.

Kabul Etmenin Gücü

Sanırım en büyük başarı, bütün bu "yanlışlıkla" olan şeyleri, gerçekten önemliymiş gibi kabul edebilmekte yatıyor. Bazen hayat, her şeyi mükemmel bir plana oturtmayı reddediyor. Olanı yaşayan, ona nefes veren ve onu anlamlandırmaya çalışan anne olarak benim görevim bu olmalı.

Yarın yine aynı seslerle uyanacağız, aynı karmaşanın ortasında bir yere düşeceğiz. Ama bu sefer, o dağınığın içinde yeni bir desen bulacağımıza eminim. Ve biliyorum ki bu benim en büyük, ama en kaotik olan başarılarım bunlar. İyi geceler Bursa'nın tatlı telaşları.

Bu Kaostan Nasıl Güzellik Çıkarılır Bilmeyenlere Bir Not

Koşuşturmacanın Ötesi: Bir Annelik Günlüğü

Bazen düşünüyorum da, acaba bu varlıklar doğarken bilinçli bir karar mı veriyorlardı yoksa sadece şans eseri bu maceraya düşmüşler mi? Üç yaşındaki iki küçük enerji santralinin ortasında kaldığım bu hayat, sabah güneş doğmadan başlamış öğle uykusuyla devam eden büyük bir doğal olay örgüsü. Benim için günler; "Ne oldu, şimdi ne olacak?" sorusunun sürekli dönüp dolaştığı, yüksek sesli bir senfoniden ibaret. Ve ben bu senfoninin ortasında, hem dinleyici hem de enstrümanlardan biriyim.

Bu sabah da klasik bir operayla uyandık. Birincisi, mutfak zeminindeki kırmızı boyayla kendisini ifade ederken, ikincisi ise sabah kahvaltısının malzemesi olan yoğurdun kıvamını bilimsel olarak inceliyordu. Yani, benim için sakin bir başlangıç varken onlar için tam teşekküllü bir doğa gezisi vardı. Oysa ben, sanki bütün bunların ihtişamını öngörmüş gibi, sakin bir filtre kahveyle pencere kenarında oturmuş, günün ritmini bekliyordum. Bu beklenti benim lüksüm sanki; onlar için her an bir sonraki büyük macera, ya da en azından potansiyel bir kriz anı demek.

Evdeki Küçük Bilim Merkezi ve Kaos Yönetimi

Geçenlerde, malzemelerle oynama meselesi üzerine bir şeyler üretmeye karar vermiştim. Hani şu, doğadan gelen basit malzemelerle bir şeyler yapıp geliyorum ya. İşte tam da bu ruh haliyle, onların oyuncağı olmayan ama benim "sabır egzersizi" olarak gördüğüm o malzemelerle uğraşmaya çalışıyordum. Bir yandan da onları bu keşif yolculuğunun parçası yapmanın yollarını arıyorum. Ama inanın bana, üç yaşındaki bir çocuğa "Bak bu yapıştırıcıyla şunu yapabiliriz" demekle, üç yaşındaki bir çocuğun o yapıştırıcıyı ayaklarıyla hareket ettirerek buluşmasının arasındaki uçurum çok büyük.

Bazen düşünüyorum da, biz yetişkinler bu kadar düzenli bir dil ve beklenti ağıyla hareket ederken, onlar bizim gibi düşünüyorlar mı? Hayır. Onların dünyasında her şey anlık bir kararla oluyor. Bir anda yere düşmüş, ilgi odağı olmuş olan o taş parçası bile onun için binlerce yıllık bir keşif ögesi. Bizim bilinçaltımızda "bu sadece taş" diye geçse de, onların dünyasında o kaya parçası bir dağ oluşumunun zirvesidir. Ve ben, bu iki farklı evrenin arabulucusu olmak zorunda kalıyorum.

Listelerle çözmeye çalıştığım şeyler var aslında. Benim için bu, bir tür kooperatif çalışma gibi:

  • Gündelik Rutinler: (Bunlar hep çatışmalı başlıyor.)
  • Beslenme Deneyleri: (Her öğün ayrı bir biyolojik savaş alanı.)
  • Oyun Zamanı: (Burada ise her şey serbest bırakılmış, kaotik bir sanat eseri ortaya çıkıyor.)

Ve ben bu tabloyu ören sanatçı oluyorum. Herkesin beklediği gibi, sakin bir anne portresi çizmek yerine, ben Bursa'da yaşam mücadelesi veren, sabrın sınırlarını sürekli zorlayan bir savaşçı olarak hayatımı sürdürüyorum. Ve bu, bilinçli olarak seçtiğim bir görev gibi geliyor artık. Bu sesler, bu dağınıklık; bunlar benim için de bir tür ritüel oldu. Ve inanılır şey, bu kaostan kopup gelip, "Bugün harika bir gün geçirdik," diyebilmek. İşte benim maceram bu.

TAGS: annelik, bursa, günlük yaşam, sabır egzersizi