Koşuşturmacanın Ötesi: Bir Annelik Günlüğü

#bursa

Bu Kaostan Nasıl Güzellik Çıkarılır Bilmeyenlere Bir Not

Koşuşturmacanın Ötesi: Bir Annelik Günlüğü

Bazen düşünüyorum da, acaba bu varlıklar doğarken bilinçli bir karar mı veriyorlardı yoksa sadece şans eseri bu maceraya düşmüşler mi? Üç yaşındaki iki küçük enerji santralinin ortasında kaldığım bu hayat, sabah güneş doğmadan başlamış öğle uykusuyla devam eden büyük bir doğal olay örgüsü. Benim için günler; "Ne oldu, şimdi ne olacak?" sorusunun sürekli dönüp dolaştığı, yüksek sesli bir senfoniden ibaret. Ve ben bu senfoninin ortasında, hem dinleyici hem de enstrümanlardan biriyim.

Bu sabah da klasik bir operayla uyandık. Birincisi, mutfak zeminindeki kırmızı boyayla kendisini ifade ederken, ikincisi ise sabah kahvaltısının malzemesi olan yoğurdun kıvamını bilimsel olarak inceliyordu. Yani, benim için sakin bir başlangıç varken onlar için tam teşekküllü bir doğa gezisi vardı. Oysa ben, sanki bütün bunların ihtişamını öngörmüş gibi, sakin bir filtre kahveyle pencere kenarında oturmuş, günün ritmini bekliyordum. Bu beklenti benim lüksüm sanki; onlar için her an bir sonraki büyük macera, ya da en azından potansiyel bir kriz anı demek.

Evdeki Küçük Bilim Merkezi ve Kaos Yönetimi

Geçenlerde, malzemelerle oynama meselesi üzerine bir şeyler üretmeye karar vermiştim. Hani şu, doğadan gelen basit malzemelerle bir şeyler yapıp geliyorum ya. İşte tam da bu ruh haliyle, onların oyuncağı olmayan ama benim "sabır egzersizi" olarak gördüğüm o malzemelerle uğraşmaya çalışıyordum. Bir yandan da onları bu keşif yolculuğunun parçası yapmanın yollarını arıyorum. Ama inanın bana, üç yaşındaki bir çocuğa "Bak bu yapıştırıcıyla şunu yapabiliriz" demekle, üç yaşındaki bir çocuğun o yapıştırıcıyı ayaklarıyla hareket ettirerek buluşmasının arasındaki uçurum çok büyük.

Bazen düşünüyorum da, biz yetişkinler bu kadar düzenli bir dil ve beklenti ağıyla hareket ederken, onlar bizim gibi düşünüyorlar mı? Hayır. Onların dünyasında her şey anlık bir kararla oluyor. Bir anda yere düşmüş, ilgi odağı olmuş olan o taş parçası bile onun için binlerce yıllık bir keşif ögesi. Bizim bilinçaltımızda "bu sadece taş" diye geçse de, onların dünyasında o kaya parçası bir dağ oluşumunun zirvesidir. Ve ben, bu iki farklı evrenin arabulucusu olmak zorunda kalıyorum.

Listelerle çözmeye çalıştığım şeyler var aslında. Benim için bu, bir tür kooperatif çalışma gibi:

  • Gündelik Rutinler: (Bunlar hep çatışmalı başlıyor.)
  • Beslenme Deneyleri: (Her öğün ayrı bir biyolojik savaş alanı.)
  • Oyun Zamanı: (Burada ise her şey serbest bırakılmış, kaotik bir sanat eseri ortaya çıkıyor.)

Ve ben bu tabloyu ören sanatçı oluyorum. Herkesin beklediği gibi, sakin bir anne portresi çizmek yerine, ben Bursa'da yaşam mücadelesi veren, sabrın sınırlarını sürekli zorlayan bir savaşçı olarak hayatımı sürdürüyorum. Ve bu, bilinçli olarak seçtiğim bir görev gibi geliyor artık. Bu sesler, bu dağınıklık; bunlar benim için de bir tür ritüel oldu. Ve inanılır şey, bu kaostan kopup gelip, "Bugün harika bir gün geçirdik," diyebilmek. İşte benim maceram bu.

TAGS: annelik, bursa, günlük yaşam, sabır egzersizi

Her Gün Yeni Bir Tohum: Kaosun İçindeki Ritüellerim

Merhaba sevgili okuyucularım. Ya da belki de sadece bu kaosu benimle birlikte yaşayan diğer varlıklar.

Bu aralar, gerçekten kendimi o algoritmaların, kontrolsüz değişkenlerin tam ortasında buluyorum. Bilim kurgu filmlerindeki gibi, her şeyin bir nedeni vardır ve bu nedenleri çözmeye çalışmak bazen tam bir meditasyon görevi görüyor. Ama benim "sistemim" biraz farklı çalışıyor galiba. Benim değişkenlerim, iki küçük, üç yaşındaki enerji santrali yaşıyorum işte karşınızda! Ve bu sistemin en büyük girdisi, tahmin edilemez olan.

Bunlarınla bir ritim yakalamaya çalışmak; sanki iki farklı gezegenin kütle çekimine takılmış iki küçük uydu gibiyiz. Bir gün mükemmel bir senkronizasyon var; sanki birbirlerinin ruh halini okuyorlar ve bütün sabah serüvenimiz, doğanın döngüsü gibi akıyor. O günlerde, "Aaa, bizim bir mekaniğimiz varmış," diye düşünebiliyorum. Ve bu benim için büyük bir başarı, çünkü biliyorsunuzdur, bazı günler o mekanik tamamen çökmüş oluyor. Bir anda vücudumun bütün hücreleri, "Alarm! Acil Durum!" moduna geçiyor.

Sabahın İlk Kodları: Uyandırma Protokolü

Sabah uyanmak dediğimiz şey, bizim için bir "START" butonu değil; daha çok, bütün bir senaryonun beklenmedik olarak başlaması. Bir keresinde, sabahın en huzurlu anlarında (ki bu kavram bile lüks sayılmalı), büyük bir sessizlik vardı. O sırada ben, sanki bu sessizliği dinleyerek bütün günün olası tüm senaryolarını zihnimde simüle ediyordum. "Bugün düşebilir mi? Bugün parlak bir keşif günü mü olacak, yoksa bütün vücudumun sıvılaşacağı o büyük ağlama tufanına mı sahne olacağız?" İşte bu, benim en temel "rastgelelik tahminim."

Ama sonra gelir o küçük ayak sesleri. Kapıya varılan o ilk dayanılmaz istek, bütün simülasyonumu altüst ediyor ve yeni bir girdi ekleniyor: "Hayır, hayır, bu sefer oyuncağın düşmeyecek!"

Bu noktada, benim araştırma konulardaki o derinlemesine odaklanma halim devreye giriyor. Sanki bu kaosu bir mühendis gibi çözmeye çalışıyorum. "Tamam, eğer şu anki girdimiz aşırı yüksek sesli bir enerji patlamasıysa, buna karşı pasif bir tampon bölge oluşturmalıyım. Belki de bu el yapımı tahta trenin tekerleğini biraz daha sıkılaştırmak, bütün günün entropisini azaltır."

Sabrın Mekaniği ve Doğal Beslenme Deneyleri

Bu süreçte doğal beslenmeyi denememiz de ayrı bir bilinmezlik katmanı ekliyor. Onlar bitkisel gıdaların potansiyelini keşfederken, ben de o besinlerin sindirim sistemindeki beklenmedik tepkilerini gözlemliyorum. Bazı günler, sanki beslenme bilinçaltında bir geri bildirim veriyor gibi; bütün gün boyunca belli bir huzursuzluk ya da tam tersi, inanılmaz bir uyum var. Oysa bazen hiçbir şey olmamış gibi geliyor kulağa, ta ki bütün gün boyunca sürekli bir "Enerji Yüklemesi" modunda olana kadar.

Ve işte o anlar... bütün gün bu tahmin edilemez girdilerle çalıştıktan sonra gelen, o uzun ve derin uyku. O uykunun ardından gelen yeni bir sabah, bütün bu döngüyü sıfırlayan temiz bir sayfadır. Ve ben de yeniden başlıyorum; bu sevgi dolu, yorucu ve en nihayetinde mükemmel olan sonsuz denemelerle.

Bu koşuşturmanın ortasında, bazen sadece gülüyor oluyorum. Çünkü bu kaosta bile bir düzen var; belki benim henüz tam olarak çözemediğim, ama vücudumun hissettiği o ince ayar var. Ve bu benim için en değerli bilgi.

Kolay gelsin herkese, bilinmezliklerle dans eden ruhlara.